yaba   e d e b i y a t
abonelik
 
sayı_36
 
  Osmanlı ve Kürtler
   
Cengiz Yıldırım / Pop Edebiyat II





Dil bilgisi, dil bilinci, dil sevgisi hak getire! Pop edebiyatç?n?n(1) anadiliyle ili?kisi son derece s?n?rl? ve yüzeysel. Yabanc? dil (özellikle ?ngilizce) bilen bir popçu yazara bir yay?nevi ç?k?p o dilde roman ya da ?iir kitab? ?sipari?? etse, popçu yazar "Olmaz, yapamam" demez. "Benim anadilim Türkçe. Ben ninnileri ve masallar? Türkçe dinledim; saklambaç, körebe, çelikçomak oyunlar?n? Türkçe oynad?m; hayallerimi Türkçe kurdum; yabanc? bir dille nas?l ?iir, roman yazar?m" demez... ?Yabanc? dil bilmek ba?ka, o dilde ?iir, roman yazmak ba?ka. Yazmak, teknik boyutla s?n?rl? bir ?ey de?il; yazar?n anadiliyle ba?? çok özel bir ba?d?r; yazmak zanaat de?il sanatt?r" demez. Hemen kollar? s?vay?p yazmaya koyulur. Hele ?ngilizce roman yazmay? bir onur, bir övünç konusu sayar.(2) Çünkü ona göre ?ngilizce evrensel bir dildir; o dil sayesinde belki kendisi de evrensel yazar olur. Böyle bir alt?n f?rsat kaç?r?l?r m? hiç!
Bu konularda pop edebiyatç?n?n rahmetli büyükdedesi de pek farkl? dü?ünmezdi. Küçük torunuyla anla?amayacaklar? tek ?ey, özenilecek dilin ?ngilizce de?il Frans?zca olu?udur. Onun dünyas?nda ?ngilizcenin hiç yeri yoktu. Amerikal?lar m?? Onlar kaba saba, görgüsüz, kültürsüz s???r çobanlar?yd?...
Büyükdedeye göre en güzel dil Frans?zcayd?; "üniversal bir lisan"d? Frans?zca... Ba??nda kal?ptan yeni ç?km?? fesi, s?rt?nda kolal? gömle?i ve setresi, elinde bastonuyla sokakta yürürken, çevredekiler duysunlar diye, konu?mas?n?n aras?na Frans?zca sözcükler serpi?tirmeye özen gösterirdi. Çal??t??? resmi dairede bazen düpedüz Frans?zca konu?urdu.(3) Bat? kar??s?ndaki eziklik ve a?a??l?k duygusunun açt??? yaralara iyi gelirdi Frans?zca merhemi.
Büyükdedenin "Evropa" ve Frans?zca hayranl??? öyleydi ki, Eminönü?nün göbe?indeki bir i?han?n?n aln?na ?kuru kahveci? yerine, Frans?zcaya uydurarak "Kouru Kahvedji Han" yazd?rm??t?r. O i?han? yerinde durur hâlâ. Bugün onun küçük torunlar? kovboylar?n pe?ine tak?lm?? gidiyor. Üniversitelerde onlar?n diliyle fizik, kimya, biyoloji ö?renmeye çabal?yorlar. Onlar?n dilinden sözcüklere hem günlük konu?malar?nda, hem yaz?lar?nda yer verebilmek için birbirleriyle yar???yorlar. Büyükdede, özbeöz torunlar?n?n ?okey?li, ?seksapel?li, ?dizayn?l? yaz?lar?n? görse mezar?nda ters döner! Nerde kald? "mösyö"ler, "adyö"ler, "mon?er"ler?
Dil alan?nda cahillik, vurdumduymazl?k ve züppelik yan?nda, bizim popçu yazar ayr?ca zor anla??l?r metinler yazd???n? da savunmaktad?r. Bu "zor anla??l?rl?k" ya da "anla??lmazl?k" iddias?na en çok Kuran?da rastlan?r. ?lahiyatç?lar?n televizyon ekranlar?nda gerine gerine konu?malar?n?n bir nedeni de bu "anla??lmaz" olan?n kendileri taraf?ndan ?anla??lm??? oldu?una inanmalar?d?r. Böylece onlar Allah?a daha yak?n olmakta, ?günahkâr kul taifesi ise ta a?a??larda, haram ve riya içinde? debelenmektedir... Kuran??n kendi mant??? içerisinde "anla??lmazl?k" iddias? hem ?anla??l?r? hem de ?gerekli? bir iddiad?r. Çünkü orada ?mutlak irade? konu?maktad?r...
Erebiyat yap?tlar? ?kutsal? metinler de?ildir. Hangi klasik yap?t okunmu? da anla??lmam??t?r? ?lyada?y? Suç ve Ceza?y?, Sefiller?i, Sava? ve Bar????, Memleketimden ?nsan Manzaralar??n? okuyup da anlayamayan olmu? mudur bugüne kadar? Peki bizim popçu yazar neden ?anla??lamas?n?? Çünkü o, her ?eyi öznelle?tirmektedir. Hareket noktas? hep kendisidir. Soyutlama diye bir ?ey yoktur. ?nsan ara?t?rmas? diye bir ?ey yoktur O sadece deneyimlerini okurla payla?maktad?r. Bu deneyimler ço?u zaman ancak iki ki?i aras?nda geçebilecek nitelikte oldu?undan, onu ancak ?deneyim orta??? anlayabilecektir.
Pop edebiyat genel bir etki alan? yaratt??? için, günümüz edebiyat? yönünü yitirmi? gibi görünmektedir. Edebiyat tarihte hiç bu kadar piyasa ko?ullar? taraf?ndan belirlenmemi?ti. Edebiyat bu kadar para getiren, dolay?s?yla paraya bu kadar teslim olan bir alan olmam??t?. Büyük sermaye bu alan girince her ?eyi kendi kurallar?na göre düzenleyecekti, öyle de yapm??t?r. Art?k yazar ?dizayn? edilerek piyasaya sürülmekte ya da ?piyasan?n ihtiyaçlar?na? göre yazar ?dizayn? edilmektedir. Pop müzikte bir kasetle "kö?e dönme" olana?? vard?, ?imdi ayn? ?ey bir kitapla sa?lanabiliyor. Bu durumda yazar elbette ?imaj adam?? olacakt?r.
Ne var ki s?ra dil alan?nda konu?maya gelince popçu yazar mangalda kül b?rakm?yor. Geçenlerde onlardan biri, bir televizyon kanal?nda Türkçe hakk?nda konu?uyordu. Bir ara sözü Jozef Stalin?in Dil Üzerine adl? kitab?na getirdi. Stalin bile Ekim Devrimi?nden sonra Rusça?n?n de?i?tirilmesine kar?? ç?km??... Bizde ise Latin alfabesinin kabul edilmesiyle geçmi?le ba??m?z kopmu?... Dil konusunda jakoben bir tutum izlenmi?... Kendileri, dedesinin mezar ta??n? okuyam?yormu?...
?imdi bu sözlerin neresini düzelteceksiniz? Bir yazar?n kafas? nas?l bu kadar kar???k olabilir? Üç tümce içinde her ?ey nas?l bu denli birbirine kar??t?r?labilir?
Jakobenizm siyasal bir terim oldu?undan dil sorunlar?n? aç?klamakta çok fazla i?e yaramayabilir; dil sorunlar?n? as?l olarak dilbilim terimleriyle ele almak ve tart??mak gerekir. Ancak as?l söylemek istedi?imiz bu de?il; bizim popçu yazar hiç bilmedi?i bir okyanusta cahil cesaretiyle kulaç atmaya kalk???yor.
Marksizmin yan?t?n? arad??? soru insan?n insan? sömürmesinin nas?l ortadan kald?r?laca?? sorusu olmu?tur. Sömürünün kayna??, üretim araçlar?n?n özel mülkiyet alt?nda olmas?d?r. Yani sömürünün ortadan kald?r?lmas? için bu araçlar üzerindeki özel mülkiyetin kald?r?lmas? gerekir. ??te sosyalist devrimle birlikte gerçekle?ecek olan budur; üretim araçlar? üzerindeki özel mülkiyet kamu mülkiyetine çevrilecektir. Böylece belirleyen (altyap?) de?i?ti?i için, belirlenen de (üstyap?) ona ba?l? olarak de?i?ecektir. Üstyap? kurumlar? deyince hukuk, ideoloji, kültür, sanat, felsefe akla gelir. Peki dil nedir? Bir üstyap? kurumu mudur? Sosyalist devrimle birlikte dil de de?i?ecek midir?
??te Stalin?in Dil Üzerine adl? kitapç???nda yan?t aranan soru budur. Daha do?rusu devrimle birlikte Rusçan?n da de?i?mesi gerekti?ini savunan bir gruba kar??, dilin üstyap? kurumlar?ndan farkl? nitelikte bir yap? oldu?unu, öteki üstyap? kurumlar? gibi birdenbire büyük de?i?ikliklere u?ramayaca??n? ve kendi do?al geli?im süreci içerisinde varl???n? sürdürece?ini, ba?ka deyi?le, örne?in hukuk sistemini de?i?tirir gibi dilin de?i?tirilemeyece?ini savunur Stalin.
Sovyetler Birli?i?ndeki durum ile bizim durumumuz aras?nda hiçbir benzerlik yoktur.
Bizim popçu -t?pk? ?eriatç?lar gibi- zannediyor ki her ?ey hiç yoktan varolmu?tur; her ?ey bir "deccal"?n ba??n?n alt?ndan ç?km??t?r. Dil alan?nda cumhuriyet dönemi uygulamalar? tarihsel bir geli?im sürecinin sonucudur; en az yüz y?ll?k bir aray???n, bir dü?ünce birikiminin, bir tart??man?n ürünüdür. 19. yüzy?l (?lber Ortayl??n?n deyi?iyle Osmanl? ?mparatorlu?u?nun en uzun yüzy?l?) dil tart??malar? bak?m?ndan da son derce uzun bir yüzy?l olmu?tur. Alfabe sorunu ve okuryazarl???n yayg?nla?t?r?lmas? bu yüzy?l?n önemli tart??ma konular?ndan biridir. Özellikle ?inasi ve Münif Pa?a?n?n bu yöndeki çabalar?n? anmamak olmaz.(4)
Cumhuriyet kurulduktan sonra dil çal??malar? ulusla?man?n do?rudan bir arac? olarak ele al?nm??t?r. Ümmet kültürüyle hesapla?ma sürecinin sanc?l? ve s?k?nt?l? olmas? -hele bizim gibi iki kültür aras?nda kalm?? bir toplumda- son derece do?ald?r. Jakobenizmden yak?nanlar?n ?unu bilmesi gerekir: Tarih her zaman ayn? tempoda, ayn? biçimde ilerlemez. Bazen her ?ey altüst olur, bazen s?çramalar ya?an?r. Yani devrim denilen süreçler insanl?k tarihinin bir parças?d?r; bu süreçlerin insan iradesinden ba??ms?z (nesnel) temelleri vard?r. Her ?eyin evrim süreci içerisinde, son derece sakin ve yava? bir ?ekilde de?i?ti?i dönemde durup geriye bakarak, geli?imin h?zl? ve s?çramal? oldu?u dönemleri mahkûm etmeye kalk??mak ancak tarih bilmeyenlerin yapaca?? bir ?eydir.
Türk milliyetçili?inin dil konusundaki en saçma tutumu Güne? Dil Teorisi?ni savunmak olmu?tur. Büyük toplumsal dönü?ümlerin do?as?nda ilginç benzerlikler vard?r. Toplumsal kas?rga, önüne ç?kan her ?eyi sürükleyerek varabilece?i en uç noktaya varmadan geri çekilmez. Bizde cumhuriyetle birlikte dil alan?ndaki en uç nokta, bütün dillerin Türkçeden türedi?i varsay?m?n? bilimsel veri gibi gündeme getirmek, yani Güne? Dil Teorsi gibi bir saçmal??? savunmak olmu?tur. Bu görü? dilciler aras?nda tart??ma konusu olarak kalsa çok da önemli say?lmayabilirdi, ama üniversitelerde ders diye okutuldu?unu(5) dü?ününce insan?n tüyleri diken diken oluyor.
Mustafa Kemal, 1930?lu y?llarda dil çal??malar?n?n hedefini "Ülkesini, yüksek istiklalini korumas?n? bilen Türk milleti, dilini de yabanc? diller boyunduru?undan kurtarmal?d?r" diyerek ortaya koymu?tur. Türkçe boyunduruktan kurtar?l?rken savrulmalar olmam?? de?ildir. Sözlüksüz okunamayan bir Türkçe (Osmanl? dönemindeki havas dili gibi) türetilmemi? de de?ildir. Ancak bunun ele?tirisi Arap alfabesini savunarak yap?lamaz. Dincili?e ya da Osmanl?c?l??a yaslanarak Kemalizmin, feodalizmi överek kapitalizmin, ümmetçili?e s???narak milliyetçili?in, imparatorlu?u yücelterek ulus devletin ele?tirilemeyece?i gibi.
Biraz dil, biraz tarih, biraz felsefe bilmek, bir yazar için ?medya bo?bo?azl???ndan? ve ??öhretin dayan?lmaz hafifli?inden? daha önemli ve çekici olmal?d?r...

Dipnotlar:

(1) Niçin ?popüler edebiyat? de?il de ?pop edebiyat?? Popüler sözcü?ü bize Frans?zcadan geçmi?tir (populaire). Halka yönelik, halk?n zevkine uygun, herkes taraf?ndan tan?nan... gibi anlamlar? vard?r. ?Pop? ise ?ngilizce ?popular??n k?salt?lm?? biçimidir ve pop müzik kar??l??? olarak kullan?l?r. Popüler, popülerlik olumsuz anlamlar ta??mazken, pop bizim dilimizde pek çok olumsuz özelli?i ifade eder olmu?tur. Bu nedenle hem popüler edebiyat ifadesi üzerine olumsuz anlamlar yüklememek, hem de edebiyatta gemi az?ya alm?? bir edepsizli?i ifade etmek aç?s?ndan pop edebiyat demenin daha do?ru ve aç?klay?c? olaca??n? dü?ünüyoruz. K?sacas?, popüler edebiyatç? ile pop edebiyatç?y?, popüler ?air ile popçu ?airi birbirinden ay?rmak gerekir. Çok satan her kitap pop olmayabilir; çok tan?nan her yazar?n popçu yazar olmad??? gibi.
(2) "... Vaktiyle ?arka do?ru, ?ran?a gidenleri bugün garba do?ru gidenlere benzetebiliriz. Onlar sözde Türkçe yazd?klar? divanlar?n yan?na ?öhret ve iktidarlar?n? teyit ve takviye etmek için bir de Farisî yapmas?n? ihmal etmezlermi?. ?imdiki gençlerin Frans?zca manzumeler ve piyesler tertip edip iftihar etmeleri gibi..." (Ömer Seyfettin, Genç Kalemler, ?kinci Cilt, No:1, Selanik, 29 Mart 1327: Genç Kalemler Dergisi, TDK Yay?nlar? - 650, Haz.: Prof. Dr. ?smail Parlat?r, Yard. Doç. Nurullah Çetin)
(3) "... Bab?âli?nin koridorlar? her vakitkinden daha tenha gibi duruyordu. Hariciye taraf?na geçti. Orada biraz hayat vard?. Kap?lar? önünde kalem beyleri dola??yorlar ?âdetleri veçhile? Frans?zca konu?uyorlard?..." (Ömer Seyfettin, Seçilmi? Hikâyeler / Hürriyete Lay?k Bir Kahraman, Haz.: Atilla Özk?r?ml?, Cem Yay?nevi, Ocak 1998, s. 44)
(4) "... 1862?de Münif Efendi, Arap yaz?s?n?n okuryazarl???n geli?mesini köstekleyen ve cahilli?in yayg?n olmas?na yol açan bir araç oldu?u fikrini ilk kez ortaya atm??t?r. Maarifi geni?letmek için bir yaz? reformu gerekli idi. (...) ?inasi, Arap harfleriyle nesh ve kûfî denen yaz? çe?itleri karmas? bir çe?it geli?tirerek (ihtimal ki Fransa?da ?arkiyatç?lar?n etkisi alt?nda), ?brahim Müteferrika?dan beri matbaac?l?kta kullan?lan 500?den fazla harf kasas?n? 112?ye indirme deneyleri yapm??, kendi matbaas? için harfler döktürmü?tür..." (Niyazi Berkes, Türkiye?de Ça?da?la?ma, YKY, 7. bask?, s. 264-265)
Türk Dil Kurumu Ba?kan? ?ükrü Halûk Akal?n alfabe konusunda ?öyle diyor:
"... Türklerin kulland??? alfabeler içerisinde Türkçeye en uygun iki alfabe var. Biri Göktürk, öbürü Latin alfabesi. Çünkü Türkçe, ünlüleri bol bir dil. Arapçada ünlü olarak kullan?labilen tek bir harf var, elif. Vav harfi hem v, hem u, ü, o, ö kar??l???nda. Türkçede sekiz ünlü var. Arap alfabesini kullan?rken ya?ad???m?z s?k?nt? daha fazlayd?. Türk Dili ve Edebiyat? Bölümü?nde y?llarca Osmanl?ca dersi verdim. Ö?renciler büyük s?k?nt? çekiyordu. Çünkü Türkçeye uygulan???nda gerçekten sorunlar ya?an?yor. ?iir okutuyorum. ?Bakt?m o gözlere? diye yaz?yor. Ö?renci, af buyurun, ?Bakt?m öküzlere? diye okuyor. Çünkü ikisinin de yaz?l??? ayn?. Amaç, Türkçenin do?ru ve güzel bir biçimde yayg?nla?mas?, insanlara ö?retilmesiyse bunu hangi alfabeyle yapabiliyorsak bizim için o önemlidir." (Zaman, 10 Temmuz 2005)
(5) H. Re?it Tankut, Tarih, Dil Co?rafya Fakültesinde / Güne?-Dil Teorisine Göre Toponomik Tetkikler, Devlet Bas?mevi, ?stanbul, 1936.

Yaba Edebiyat (yeni Dönem) 36.sayı
 
Benjamin PÉRET /Şiir/ çev: Yaşar Günenç


BENJAMIN PÉRET


Fransal? ozan (1899 - 1959). Üstgerçekçidir. Dilin olanaklar?n? ar?, alayc?, ayr?nt?l? biçimde de?erlendirdi. Ya?am? boyunca devrim ve ?iir için çal??t?. Ba?yap?t?: Büyük Oyun (1928).



Dörtgenin Çocuklar?
Güne? inince

b?y?klar?yla topra??n üzerine
açaca??z valizleri
ve son farelerin o?ullar?
unutacaklar dillerini
Odada
portakallar yuvarlanacaklar güne?e dek
E?er biri sorarsa saati
son gelen ona verecek a?z?n?
eldiven gibi
ve an?msamaks?z?n babas?n?
ona diyecek ki yok hiç çiçek, tütmeyen
yok gözya??, öfkesiz
Kar?ndan kar?n
karn?m
ne de öfkesiz gözya??

Benjam?n Péret'nin An?lar?
Bir ay?, meme yiyordu
Ekmek yedi ay? tükürdü memeleri
Memelerden ç?kt? bir inek
?nek i?edi kedi kedi
Kediler yapt?lar bir merdiven
?nek t?rmand? merdivene
Kediler t?rmand? merdivene
Merdiven yukar?dan k?r?ld?
Merdiven oldu koca bir neden
?nek dü?tü a??r ceza mahkemesine
Kediler Madelon oynad?lar
Kalanlar bir dergi ç?kard?lar
gebe han?mlar için

Çev.: Yaşar GÜNENÇ
 
 
DERGİDEN


YABA EDEBİYAT
Eylül-Ekim 2005 / 36